A20:32
I remember sitting with my grandmother.
Büyükannemle oturduğumu hatırlıyorum.
She poured tea into small glasses.
Küçük bardaklara çay doldurdu.
We did not talk much.
Pek konuşmadık.
But she looked at me.
Ama bana baktı.
Her eyes were warm and slow.
Gözleri sıcak ve yavaştı.
She listened to my silence.
Sessizliğimi dinledi.
I felt like my words did not matter.
Sözlerimin önemli olmadığını hissettim.
Only my presence mattered.
Sadece varlığım önemliydi.
That tea tasted different.
O çayın tadı farklıydı.
It had a flavor of being seen.
Görülmenin tadı vardı.
I search for that taste again.
O tadı tekrar arıyorum.
But I know it only comes with time.
Ama biliyorum ki sadece zamanla gelir.
YU
The cup that held more than tea
by @yusuf_lingo